ESYAV Yönetim Kurulu Üyesi, İşadamı Ali İhsan Oğultürk ile...
“İmkanı iyi olan hemşehrilerimizin
yöremize yatırım yapmasını arzu ederiz.”
Sırrı Er: Bugün yöremizin yetiştirdiği işadamlarından, ESYAV Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Oğultürk Beyefendi ile birlikteyiz. Kendisiyle bir söyleşi yapacağız. Efendim, söyleşimize başlarken önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız.
Ali İhsan Oğultürk: Evvela hoş geldiniz diyorum, müessesemize şeref verdiniz. Ben 10.08.1944'te Çamlıdere'de doğdum Bir aylıkken annemin hastalığı sebebiyle Çeltikçi Baş ören Abacı mahallesine annemin babasının ve annesinin yanına getirilmişim. Altı aylıkken an-nem vefat etmiş. Bir yaşımda iken de babam vefat etmiş. Bu esnada bundan biraz evvel veya biraz sonra da babaan-nem ve dedem vefat etmiş. O senelerin korkulan hastalığı olan verem hastalığı nedeni ile vefat ediyorlar. Annemi, anne-min babası dedem iki defa Ankara'ya getirmiş tedavi için. Köyden Ankara'ya kadar (aşağı yukarı en azından kestirme olarak düşündüğünüzde 70-80 km.lik mesafe) kağnıyla getir-miş tedavi için ama çare bula-mamışlar.
Sırrı Er: Annenizin, babanızın isimleri neydi?
Ali İhsan Oğultürk: Babamın ismi Mehmet, annemin ismi Ayşe. Allah rahmet eylesin keza diğer dedelerimi, ebelerimi de hepsini saygıyla yad ediyorum Allah hepsinin mekanlarını cennet eylesin.
Sırrı Er: Çamlıdere'nin içinden miydiniz?
Ali İhsan Oğultürk: Çamlıdere'nin Beşbeyler Mahallesi Sarpın Çiftliğindenim. Küçükken Başören Köyü Abacı Mahallesine getirmişler bizi. Orada 10 yaşımıza kadar kaldık, köyümüzde okul yoktu, okula Mahkemeağacin'e gider gelirdik. Daha sonra dedem beni yetiştirme yurduna verdi, yetiştirme yurtlarında 9 sene kaldım. Kızılcahamam yetiştirme yur-dunda 1,5 sene kaldıktan sonra Ankara'da Aktaş yetiştirme yurdunda kaldım. Orada öğret-menlerimiz vardı, bize iş bulurlardı, ben önce birkaç işe girip çıktıktan sonra elektrikçilikle ilgili mesleğe girdim, işimi çok seviyordum, kısa zamanda ba-şarılı oldum, on beş yaşımdayken çalıştığım yerlerde idareci konu-muna geldim hem çalışıyordum hem çalıştırıyordum. Ata sana-yinin elektriklerini biz yaptık. Daha sonra işte Subayevlerinin eski taş binalarının elektriklerini yaptık. O firmadan ayrıldıktan sonra Emek adlı bir firmaya girdim. O firma Türkiye'nin en büyük firmala-rından biriydi.
Sırrı Er: Ali İhsan Bey, bildiğiniz gibi insanları hüzünlendiren duygulandıran anıları vardır. Çocukluk yıllarınıza ait unutma-dığınız bir anınız varsa bize anlatır mısınız efendim?
Ali İhsan Oğultürk: Muhakkak çok anılarımız vardır. Abacı Köyünde dedem Mehmet Efendinin yanında kaldığımız süre zarfında bize iyi baktılar. İşte köy hali, dedem akşamları görev bölümü yapardı, bize de görev düşerdi, kuzuları güderdik, davar güderdik, öküz güderdik, tarlada harman zamanı başakları toplardık, düven sürerdik, saman çiğnerdik, bahçeleri sulardık, bu ve buna benzer işler yapardık.
Sırrı Er: Ali İhsan ağabey, asıl mesleğiniz nedir?
Ali İhsan Oğultürk: Asıl mesleğim elektrikçilik. İlk defa 1957 senesinde Bahçelievler'de bir radyocu ve elektrikçinin yanında işe girdim. Daha sonra oradan ayrıldım, uzaktan akrabam olan bir elektrikçinin yanına girdim, onun da temposunu beğen-medim ve bir süre sonra oradan da ayrıldım. Daha sonra (biraz önce bahsettiğim) Emek Firmasına girdim.Ben işe girdim, ertesi gün ihtilal oldu. Ertesi gün işe gidemedik. Orada iki sene çalıştım. Oranın en iyi elemanlarından biri oldum. İki sene sonra bize (herhalde ihtilal ekonomisinin sıkıntıları nedeniyle) çok iyi işler yapmamıza rağmen zam vermediler. Vermeyince ben arkadaşlara grev yaptırdım, patronlar beni büroya çağırdılar, bana “şu bin lirayı al sen bu işlere karışma” dediler. Ben o bin lirayı almadım ve oradan ayrıldım. O sene özel iş hayatına atıldım Allah rahmet eylesin, hocalarımdan bir tanesi bana 4 tane okul işi aldı, kısa zamanda okul işlerini bitirdim. Bahçeli'de bir apartman işi bitirdim. Eskrim kulübü vardı, onu bitirdim. Daha sonra bir arkadaşın atölyesine iş ortağı olarak girdim. O zaman Ankara'da elektrik tablosu, elektrik panosu yapan bir atölye yoktu. İlk defa biz açmıştık. O günün şartlarında güzel işler yaptık. Askerlik zamanı geldi, askere gittik. İki sene askerlik yapıp geldikten sonra ayrılmış olduğum patronuma yardım ettim. Başka arkadaşlarla bir atölye açtık Çalışmalarımız esnasında istediğimiz hedefi yakalayamadık. Yakalayamayınca ayrılmaya karar verdik. En çok para kim koyduysa ona ilk dükkanı alma fırsatını verdik, o arkadaş hazırlayamadı o sürede o parayı ondan sonra diğer bir arkadaşımız vardı Orhan isminde ona verdik o da hazırlayamadı sıra bana gelmişti, ben süre-sinde hazırladım ve atölyeyi al-dım askerden sonraki atölyecilik hayatım da böyle başladı, 1991 senesine kadar devam etti.
Sırrı Er: 1991'e kadar elektrik işleriyle uğraştınız .
Ali İhsan Oğultürk: Elektrik işleri, elektrik tablo, pano, aydınlatma armatürleri, fabrika tesisatı, enerji nakil hattı ve ışıklı reklam işleri yaptım.
Sırrı Er: Asıl mesleğinizden başka iş kollarında da faali-yette bulundunuz mu?
Ali İhsan Oğultürk: 1984'ten sonra yavaş yavaş inşaat işlerine başladım Çankaya'da 32 dairelik bina yaptım. İnşaatçılık işine o şekilde başlamış oldum, tabi bu devamlı olmadı süreklilik olmadı, bu arada kendime ait olan işte atölyeler oldu, binalar oldu, otel oldu, yapmış olduğum işte makette görmüş olduğunuz binayı son zamanda yaptık.
Sırrı Er: Ali İhsan ağabey, Kızılcahamam Çamlıdere yöresi hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Ali İhsan Oğultürk: Bizim bölgemiz düşman işgali görmemiş bir bölge, insanları da safkan Türk, hem Çamlıdere hem Kızılcahamam ikisi bir aile, bunların hepsi akraba birbirlerine, onun için biz milliyetçilik duygusu içinde hemşirelerimizi seviyoruz ve sayıyoruz. Gerek idari makamlarda gerekse ticaret hayatında gerekse diğer sektörlerde en iyi noktalara gelmelerini arzu ederiz. Hemşehrilerimizle iftihar ederiz.
Sırrı Er: Peki efendim, yöremizle irtibatınız ne durumda, eviniz var mı, gider gelir misiniz?
Ali İhsan Oğultürk: Bizim Kızılcahamam'da evimiz var, gider geliriz tabi. Çamlıdere'ye gideriz, köyümüze gideriz. Abacı'ya gideriz Çamlıdere'deki köyümüze de gideriz. Hepsine gideriz.
Sırrı Er: Bir işadamısınız, yöremize yatırım yapma isteği oldu mu içinizde?
Ali İhsan Oğultürk: Türkiye'nin başkenti Ankara olmasına rağmen Çamlıdere ve Kızılcahamam Ankara'nın bir ilçesi olmasına rağmen Türkiye'nin birinci derecede geri kalmış ilçelerinden bir tanesi Çamlı-dere'dir. Kızılcahamam da işte şöyle böyle iyi noktada yani çok mükemmel noktada diyemeyiz . Kızılcahamam'ın merkezinde termal turizm biraz gelişmiş durumdadır. Bunun için tabi bizim yöneticilerimizden bekle-diğimiz idarecilerden bekledi-ğimiz en önemli husus bizim bölgelerimizi de teşvik kapsamı içinde düşünmelerini arzu ederiz ve buraya imkanı olan hemşerilerimizin yatırım yap-masını arzu ederiz. Bizim Kızılcahamam'da Çam Oteli ile ilgili çalışmalarımız söz konusu, bu plan aşamasındadır. İşte devlet dairelerinde işlerin biraz iyi yürümemesi nedeni ile çok geç çıkması nedeni ile bürokratik işlemleri devam ediyor. Kısmet olursa 100-150 hemşehrimize iş temin etmeyi düşünüyoruz orada. Plan proje aşamasındayız, izinleri aldığımızda inşallah başlayacağız. Bu da Kızılcahamam'a prestijli bir mekan olacak, turizm tesisi olacak.
Sırrı Er: Sayın Oğultürk, bir işadamı olarak ülkemizdeki mevcut ekonomik durumu nasıl görüyorsunuz?
Ali İhsan Oğultürk: Bizim ülkemizle ilgili Batılıların senaryosu bizim üstümüzden hiç eksik olmuyor. Bir senaryo yazıyorlar. Biz iki ileri gidiyoruz bir senaryo yazıyorlar iki geri götürüyorlar bizi, onun için bizim dışa bağımlılığımızın kesinlikle azalması gerekmektedir. Ata sanayi yapılırken 1957-1958 senelerinde çalıştığımı söylemiştim daha, o günlerde o Ata sanayinin ilk açılan dükkanlarından bir tanesinde sac kesme ve bükme makinesi vardı. Samsun'dan Çorum'dan sac kestirmeye büktürmeye gelirlerdi Ankara'ya, âlet edevat bir şey yoktu Türkiye'de, sanayimiz o noktalardan bu noktalara geldi çok şükür ve dünyada da Avrupa mallarından da ileri derecede tercih ediliyor. Yapmış olduğum yurt dışı seyahat-lerinde bunu anladım. Türk malları Çin malı gibi de değil, en az Alman malı kadar itibar görüyor. Türk sanayicisine ve tarımına devletin tebessüm etmesi lazım ve kalkınmış olan sanayimizi çok daha iyi noktalara getirmemiz gerekiyor. Ama işsizlik önlenemedi, borçlar azaltılamadı, petrolümüz çıkartılmıyor, madenlerimiz çıkartılmıyor, akarsularımız iyi değerlendirilmiyor, köylümüz hâlâ babadan kalma sistemlerle çalışıyor, onun için bizim bir depar yapmamız lazım, yöneticiler olarak, köylüler olarak, sanayiciler olarak çok süratli çalışmamız gerekiyor. Tohumunu ve gübresini kendi üreten ülke noktasına gelmemiz gerekiyor.
Sırrı Er: Peki efendim, şimdi de bize özel hayatınıza ait bilgiler verir misiniz? Eşiniz, çocuklarınız, boş zamanlarınızda yaptıklarınız, sivil toplum kuruluşlarındaki etkinlik-leriniz…
Ali İhsan Oğultürk: Ben fuarlara gidip gezmeyi çok severim. Çünkü her fuar üniversitenin bir sınıfını geçmek anlamındadır benim için, ürünleri incelerim, bilhassa üniversiteyi okuyan arkadaşlara tavsiye ediyorum, kendi alanlarındaki fuarları kaçırmasınlar, buradan edinecekleri bilgiler kendilerine ailelerine ve ülkeye faydalı olacaktır. Eşim Selma Hanım ile 1970'de evlendim. Kendisi Çamlı-derelidir. Aynı bölgenin insanıyız. Biri kız ikisi erkek üç çocuğum var. 1971'de oğlum Faruk Özden oldu, 1974'te kızım Özlem oldu, 1989'da da Burak Ömer oldu. Büyük oğlum oteli işletiyor. Kızım, Bilkent iç mimarlık mezunu . 1989 doğumlu olan Ömer de Bilkent Üniversitesi İşletmecilik Bölümü'nde okuyor. ESYAV'da yönetim kurulu üyesiyim. Bazen kendi aramızda toplantı yaparız. Eski yıllarda elektrik teknisyenleri ve esnaf derneği başkanlığı yapmıştım. Bir süre de Adalet Partisi Gençlik Kolları Genel Kurul Üyeliği yaptım. 1969 yılında benim arkadaşlarımdan iki tanesi milletvekili bir tanesi de Bakan oldu. Ben politikayı bıraktım ve iş hayatını seçtim
Sırrı Er: Söyleşimize son verirken son olarak söylemek istedikleriniz var mı?
Ali İhsan Oğultürk: Devletimizin çok iyi noktalara gelmesini, birlik beraberliğin olmasını, Allah'ın rahmetinin eksik olmamasını diliyorum, sağlık sıhhat diliyorum bütün hemşerihlerimize ve bütün Türk İslam âlemine. Başlayacak olan Ramazan ayının da hepimize mübarek olmasını diliyorum, hayırlı ömürler diliyorum.
Sırrı Er: Size teşekkür ediyoruz efendim, başarılarınızın devamını diliyoruz.
Ali İhsan Oğultürk: Biz teşekkür ederiz. Şeref verdiniz.
