ESYAV

Kızılcahamam-Çamlıdere

Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı.

2009 Eylül-Ekim-Kasım Bülteni


ESYAV BÜLTENİ

 


"Vakıflar, yöneticilerine Allah'ın birer emanetidir. Emanete ihanet ise büyük günahlardandır. Vakıf yöneticilerimizin bu güne kadar olduğu gibi bundan böyle de vakfımızın hizmetlerini gönüllülük bilinci içinde, maddi, manevi özverilerle geliştirip genişletmelerini ümit etmekteyiz. Çalışmak bizden başarı yüce Allah'tandır.

ESYAV'ın kuruluşundan günümüze kadar vakfımıza hizmet verenlere uzun, sağlıklı ve mutlu ömürler dileriz. Ölenlere yüce Allah'tan rahmet niyaz ederiz."

                             Kemal Güran

"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Hadisi şerif

Vakfımız, Yüksek öğrenim öğrencileri burs ödemeleri için yardımlarınızı bekler.

Hesap Numaramız:

Türkiye Vakıflar Bankası 00158007285346288 nolu hesap.

"Hayır işleyiniz ki, kurtuluşa eresiniz." Ayet-i Kerime

www.esyav.com ziyaretçi sayısı

Online ziyaretçiler

İlçe merkezinin Pazar' dan Kızılcahamam' a nakli

Şorba nasıl bir yer?
1880 yılında ilçe merkezinin nakledildiği Şorba'nın ilk adı Güney Köy'dür. Konumu itîbarı ile güneye baktığı için bu isimle anılan köyde, anlatıldığına göre, gelene gidene çorba ikrâm ettiği için Çorba Dede diye anılan muhterem bir zatın ölümünden sonra köyün ismi Şorba kalır. Bu yıllarda yapımı düşünülen Ankara-İstanbul yolunun, ilçe merkezinden geçmesi veya ilçe merkezinin bu yol üzerinde olması istenildiği için Şorba'ya taşındığından bahsediliyor.
Pazar nüfusuna kayıtlı Nevzat Şahindur' un ifadesine göre, Şorba, bir Rum ismi olup, tahminen buradaki Kavak Dağı da önceden Şorba Dağı olarak bilinirmiş. 1
İlçe merkezinin taşınmasından sonra Şorba'da hızlı bir meskenleşme yaşanır. Bu sırada zenginler arası adetâ bir yarış başlar ve sanki birbirine nisbet olarak yapıldığını imâ etmek ister gibi adına “Nisbet Konakları” denilen lüks binalar yapılır. Her katında W.C. ve banyo, zemin katta ambar, samanlık, ahır ve kiler, odalarda yüklüklerin (gömme dolap), bakır kapların dizildiği sergenlerin (raf) bulunduğu bu konakların yapım yıllarında şehrin imârına da önem verilmiş.
Birbirine paralel üç cadde ve bunları kesen sokakların kenarlarında yaya kaldırımları ve altlarında kanalizasyon şebekesi o devrin imkânları göz önünde tutulduğunda hayli mâmur olduğu anlaşılır.2
Şorba'nın bu mâmur günlerinde bağlarının bolluğu da biliniyor. Fakat zamanla doğa tahribi sonucu, bağların yanı sıra ormanlar da yok olmuş. Kaçak odun temini ve kereste ticareti amacıyla ormanı yok edilen vaktiyle geyik ve ayı gibi yaban hayvanlarının da bulunduğu bu topraklar bugün çıplak.
Bu arada, ilçe merkezi Şorba ile Pazar'ın ayrı ayrı yerleşim yerleri olduğunu da belirtmeliyiz. Çünkü zikredilen, o döneme ait borç senetlerinde, Saraç, İğmir, İğdir, Karaviran ve Çeştepe ile beraber Pazar da ayrı bir köy olarak geçiyor.
Bu dönemle ilgili olarak Şemsettin Sami Bey'in Kâmus-u Âlam isimli eserinde Yabanabad ile ilgili olarak; ”… ilçe merkezinin Çorba Kâriyesi (Köyü), hepsi Müslüman olmak üzere 175 köy ve 48.250 nüfusa sahip olduğu ve ilçe hudutları içinde 130 camii,15 mescid, 8 medrese, bir rüşdiye, bir iptidâiye (ilkokul), 15 sıbyan mektebi (Çocukların temel din ve Kur'an eğitimi aldıkları okul), 72 dükkân ve 190 adet de değirmen olduğundan” bahsedilir. 3
İlçe merkezinin 1915 yılında bugünkü Kızılcahamam'a nakli ile ilgili olarak bazı rivâyet ve belgeler var. Kamu oyunda yaygın olan görüşe göre olayın seyri şöyledir:
Berçin Çataklı Hacı Hasan Ağa bölgede hatırı sayılır ve sevilen biridir. Her hafta Çorba pazarına geldiğinde çocuklar karşılamak için önüne çıkar. O da önüne ilk gelen çocuğa bağlaması için atını verir ve hepsine de bahşiş dağıtır.
Pazarda da bütün esnaf ve çevre köylerin halkı kendisine büyük saygı gösterir. Hacı Hasan Ağa, Pazar'ın iki önemli şahsiyeti Hamdi Ağa ve Belediye başkanı Hacı Mehmet Ağa (Eski ilçe merkezi Demirciören' den gelen bir bürokratın torunu) ile de güçlü bağlarla arkadaştır. Fakat zamanla Hamdi Ağa bu birlikteliği fazla kaldıramaz ve sebebi karanlık bir ilişkiler yumağında Hacı Mehmet Ağa zehirlenince meydan ona kalır. 4
İddiaya göre, Hamdi Ağa bu sefer çevrede itibarlı biri olan Çataklı Hacı Hasan Ağa'yı da saf dışı etmeye kalkar. Halkın sevgisini çekemeyen Hamdi Ağa çocukları toplayarak onlara para dağıtır, Hacı Hasan Ağa'yı artık karşılamamalarını, her hafta kendilerine para vereceğini ve pazara gelip giderken Onu yuhalayıp arkasından teneke çalmalarını söyler. Çocuklar da Hamdi Ağa'nın dediklerini yaparak, Hacı Hasan Ağa'yı rencide ederler. Haysiyeti zedelenen Hacı Hasan Ağa, bir pazar dönüşü, gene yuhalanınca, köyün hemen dışında atının üstünde geri dönerek:

-Hamdi Ağa! Oturduğunuz bu yerleri viran ettirmezsem bana da Hacı Hasan Ağa demesinler ! diye seslenir.
Nevzat Şahindur'a göre ise, bir gelişinde yanında eşi de olan Hasan Ağa'ya bakarak alaya almışlar. Kadı ve kaymakamın yanında rencide olan Hasan Ağa da kızarak yukarıdaki sözleri söyler ve ilçe merkezini buradan aldırmaya karar verir. 5
Köyüne dönünce de hazırladığı hediyelerle İstanbul'a gider. Orada tanıştığı saray marangozunun yardımı ile Dahiliye Nazırı' (İçişleri Bakanı) nın huzuruna çıkıp durumu anlatır ve ilçe merkezinin Çorba'dan naklini talep eder.6
Fakat bu günlerde ilçe merkezinin Kızılcahamam'a taşınmasına sebep olan asıl olay yaşanır. Eşrâf hanımlarının yaptığı mutâd günlerden birine biraz geç gelen Hamdi Ağa'nın eşlerinden Çakır Pehlivan'ın kızı Şerife Hanım, Kaymakamın eşinin ayağa kalkmaması ve kendisi ile ilgilenmemesine üstelik diğer hanımların bu duruma gizlice gülmelerine oldukça içerler ve durumu kocasına bildirir.
Nüfuz husûmetinden zaten arası açık olan Hamdi Ağa, sokak ortasında kaymakama çatar ve tokatlar. Ağa'nın hışmından korkan köy halkı ve resmî görevliler müdâhele edemezler. Çünkü, İttihat ve Terakki Partisi iktidardadır ve Hamdi Ağa'nın küçük kardeşi Dr.Mehmet Fahri Bey etkili bir İttihatçıdır. Üstelik Osmanlı'da otoritesi de iyice azalmıştır. 7
Bu durum karşısında küçük düşen kaymakam ise atına binip ilçeyi terk eder ve Kızılcahamam'a gelir. Burada bir hana yerleşir. Ardından görevliler de gelir ve ilçe fiîlen Kızılcahamam'a taşınmış olur. (1914)
İlçemiz o zaman, yaz aylarında kaplıca tedâvisi için gelenlerin kaldığı 60 odalı bir han ve bir hamamdan ibarettir.
Kaymakamın hakarete uğraması olayından haberdar olan Ankara Valiliği ve İstanbul hükümeti ise duruma yasal yönden müdâhale ederek, adetâ Şorba'yı cezalandırır. Ankara Valiliği'nden İçişleri Bakanlığı'na yazılan 18.Ocak.1914 tarihli bir yazı ile
“Yabanâbad'ın ilçe merkezi olan Çorba Kazası'nın, köylere uzak olması, Kızılcahamam'ın ise merkezi bir konumda olması ve şifâlı suları ile ileride daha da gelişebilecek bir yerleşim yeri olduğu”ndan bahisle buranın ilçe merkezi olması teklif edilir. 8
Ancak bu talep İçişleri Bakanlığınca, İl Daimi Encümeni kararı eksik olduğu için kabul edilmeyip geri gönderilir. Bunun üzerine aynı işlemler yenilenip uygun bir şekilde düzenlenerek İç İşleri Bakanlığına yeni bir teklif yapılır.
Bu yeni teklifte önceki yazılanlara ilaveten;
“Kızılcahamam ve civarında bulunan Sey Hamamı ile Vişi (Maden) suyunun kasabaya çok büyük bir ticaret kaynağı olacağı, yakında pek büyük bir kasaba haline geleceği, civardaki çeltik tarımının sağlık bakımından sakınca teşkil etmesine rağmen bunun kısa bir çalışma ile ortadan kalkabileceği ve ayrıca ilçe merkezinde gerekli resmi binaların halk tarafından ücretsiz yaptırılabileceğine dair halktan alınan taahhütnamelerin de ekli olduğu” belirtilerek, yeni ilçe merkezinin Kızılcahamam' a taşınmasının uygun olduğu bir kere daha teklif edilir.9
Bu teklif üzerine Kızılcahamam kanunen ilçe merkezi olur. Yazışmalar 1914 içinde olur. Ancak Kızılcahamam'ın resmen merkez olması, o günkü şartlarda yazıların geç ulaşması sonunda 1915 Kasım ayına kadar uzar.
Fakat ilçenin taşınması haberi, Hacı Hasan Ağa'ya ancak ölüm döşeğinde iken gelir.10
İlçe merkezi Kızılcahamam'a taşınmasına rağmen Şorba' daki belediye teşkilâtı çalışmalarına bir süre daha devam eder.11 Kızılcahamam' da ise aynı yıl kanun gereği belediye teşkilâtı kurulur. Şorba'daki Ziraat Bankası o yıl (1915), Askerlik şubesi ve Nüfus idaresi ise 1925 yılında Kızılcahamam'a nakledilir.
İlçe merkezi taşınınca, resmi evrak da, Ahiler köylüleri tarafından kağnılarla Pazardan ilçeye taşındı. Ahiler köy odası uzun yıllar hükümet konağı olarak hizmet gördü. 12
(Bu yazı muzaffereker.com adlı siteden alınmıştır.)

Kaynakça:
1-İbrahim Yurtoğlu Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni 1978 Berçin Çatak YLT s.62
2-Demirhan Tuncay Pazar 1924
3-BOA 3 Kanun-î Sâni 1325 (1909) tarihli belge Çev A.Hezarfen
4-İ.Yurtoğlu agt s.63
5-İ.Yurtoğlu agt. s.65
6-Alaaddin Tüt Pazar 1958
7-Demirhan Tuncay Pazar 1924
8-İçişleri Bakanlığı 18.01.1914 tarihli yazısı ç. A. Hezarfen
9-BOA – DH. İD. 183-1/ 32
10-İ.Yurtoğlu Basılmamış YLT s.64
11-Pazar ilkokulu 14.02.1945 tarihli yazısı
12-Hüseyin Tekin Gencer Emekli öğretmen Kızılcahamam 1940


www.esyav.com Kızılcahamam-Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı