YÖREMİZE AİT BAZI GELENEKLER
GİYİM VE KUŞAM
Bugün büyük değişiklere uğramış ve gün geçtikçe pek çoğu kaybolmaya yüz tutmuş olan eski giyim ve kuşamımızdan kısaca bahsedelim.
Orta Asya Bozkırlarından gelen Atalarımız, Oğuz Türklerinin, gelenek ve göreneklerini buralarda yaşatarak bugüne kadar getirmeye çalışan halkımız, giyim ve kuşamına her zaman önem vermiştir. Gerek kadın ve gerekse erkek giyiminde diz kapağına kadar çekilen çorapların renkli ve desenli oluşu apayrı bir haz vermektir. Giyilen bu çorapların önemini belirtmek için, eskiden kullanılan çoraplara verilen isimlerden birkaçını buraya geçirelim. Keklik izi, Gönül çengeli, Kedi bastı, Salkım söğüt, Baklava dilimi, Elele gibi birçok desenli çoraplar bulunmaktadır. Eskiden Türklerde çorap kadın ve erkek giyiminde önemli bir unsurdur. Ayakkabılarda türlü, çeşit olup, değişik isimler taşımaktadırlar. Çocuk, genç ve yaşlıların ayakkabıları birbi-rinden ayrı idi. Gençler arkası kuyruklu, burunları öne kalkık yemeniler giyerlerdi Bugün bu türlü çorap ve ayakkabılara rastlamak mümkün değil. Genel olarak erkek giyimi, ayakta yemeni, diz kapağına çekilen yün ve tiftikten çorap, şalvar, şal, kadife yelek ve üstüne giyilen işlikten ibaretti. Başa da bir takke giyilir, çevresine poşu bağlanırdı. Bugün bu kıyafet yok olmuş gibidir.
Kadın giyimi de genellikle üç etek ve iki etek olarak bilin-mektedir. Üç etek ekseriya kadife veya atlastan yapılırdır. Üzerleri sim, gümüş, sırma ve pul işlemeli olurmuş ve üç etek altına aynı kumaştan yapılmış Halta denen paçası düzmeli donlar giyilirmiş, iki etek elbiseler de kadife veya kalın ipek kumaştan yapılırmış. Bu fistanlar (Entari) baştan geçme, omuzları dikişsiz boy entariler olup, belinden aşağı iki yanı diz boyu yırtmaçlı olurmuş. Fistanlar üzerine, üzerleri elmas, inci, gümüş işli kemerler takılır, etek uçları da kemere sokularak alta giyilen Halta gösterilirmiş. Genç kızların giyimleri daha sade olup pullu telli fistanlar giymek kızlar için ayıp sayılırmış.
OYUNLAR
Anadolu'nun ortasında bulunan Kızılcahamam zengin bir folklora sahiptir. Kendine özgü yöresel oyunları vardır. Bu oyunlar, Sabah oldu, Meşeler güvermiş, Gelin el oyna, Sin sin, Ankara Koşması ve Halay gibi oyunlardır. Kaşık ve zillerle de oynanırlar. Eskiden pek meşhur Seymen'in (Ankara efesi) bugün bazı milli günlerde ve bayramlarda 5-10 kişi tarafından oynandığını görebiliyoruz. Seymenler bir Oğuz töresini çok güzel yaşatırlar.
Ankara'nın meşhur oyunları olan, Misket, Hudayda ve Mor koyun oyunları Kızılcahamam'da pek meşhurdur. Bu oyunlar saz, darbuka eşliğinde kaşık veya zillerle oynanırlar ve bu oyunların türküleri vardır.
Orta Asya bozkırlarından kopup gelen atalarımdan bizlere kalan “Cirit oyunu”ndan burada bahsetmeden geçemeyiz. Eskiden pek çok oynanan bu oyun son zamanlarda eski meşhurluğunu kaybedecek duruma gelmiştir.
Türklerin at sevgisini, savaş neşesini belirten ve büyük bir hüner isteyen cirit oyunu, 150-200 m. aralıklı ve karşılıklı saf halinde dizilen atlı ekiplerce oynanırdı. Silah yerine yetmiş seksen cm. boyunda ucu çengelli değnekler kullanılırdı, bu karşılıklı diziler birbirine at sürerek oynarlardı. Büyük bir maharet ve cesaret oyunu olan cirit oyunu bugün Kızılcahamam'da halen özel günlerde oynanmaktadır.
YEMEKLER
Kızılcahamam çevresine özgü pek çok yemek çeşitleri vardır. Bu yemekler arasında pirinç pilavı, hoşaf, kapama denen etli pilav, gözleme, cim cim denen su böreği gibi nice yemeklerdir. Eskiden yapılan “Sıra gezme” usulü ile yenilen yemek geleneği şimdi unutulmaya yüz tutmuştur. Bu sıra yemeklerinde, çeşitli yemekler tatlı ve meyveler bulunurdu.
DÜĞÜNLER
Hemen hemen yurdumuzun her yerinde olan ve ufak tefek değişiklikler arz eden düğün gelenek ve görenekleri Kızılcahamam halkı arasında coşkunlukla yapılmaktadır. Gençlerin evlendirilmelerinde şöyle bir yol tutulur. Önce kız isteyiciler kız evine gider. Söz kesilir ve şerbet içilir. Sonra nişan töreni yapılır. Hediyeler gelir. Düğünden önce oğlanın eşyası kız evine yollanır. Kız ve oğlanın evlerinde ayrı ayrı kına gecesi yapılır. Kızlar, gelin olacak kıza, oğlanlar da damada kına yakarlar. Sabahleyin çehiz asılır. Gelini almağa gelenlere kız evi düğün yemeği verir. Düğünlerde davul zurna ve kısmen de saz heyeti ile köçekler bulunur. Kız ve oğlan tarafları çevre köylerden tanıdıklarını düğüne davet ederler. Gelin atla götürülür. Damat evine gelince hediye alır. Ata binerek kayınbaba ve kaynanasının ellerini öpmeğe gider. Ne yazık ki son zamanlarda bazı gelenek ve görenekler unutulmaya, gelin otomobille gönderilmeye başlanmıştır.
