Niyazi BALOĞLU
Emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı
DİYANET CAMİASININ UFKUNDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI
Ankara, yeri doldurulamaz manevî şahsiyetlerinden birini daha ebedî âleme uğurladı.
1935 yılında Kızılcahamam’ın Alpagut köyünde doğan Kemal Güran, Ankara’nın yeri doldurulamaz hafızlarından amcası rahmetli Ali Güran Hoca’dan hafızlığını tamamlamıştır. Ankara İmam Hatip Okulu ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olduktan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Seçimle atandığı Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan emekli olan Kemal Güran Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğü ve Mütevelli Heyeti üyeliklerinde bulunmuş ve 12 Nisan 2009 tarihinde Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfında unutulmaz hizmetleri bulunan Rahmetli Kemal Güran’ın vefatı ile Diyanet camiası yeri doldurulamaz bir ağabeyini daha ebedî aleme uğurlamıştır.
Kemal Güran, köyündeki üç sınıflı ilkokuldan mezun olduktan sonra hafızlığını tamamlamış ve İstanbul’un meşhur hafızlarından rahmetli Hafız Hasan Akkuş’tan tashih-i huruf ve talim dersleri almıştır. 1951 yılında Ankara İmam Hatip Okuluna girmiş, orta ve lise tahsilinden sonra, dışarıdan imtihana girerek Ankara Atatürk Lisesi’nden diploma almış ve İlahiyat Fakültesi’ne girmiştir.
Rahmetli ile 1961 yılı Kasım’ında, o tarihlerde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile aynı çatı altında tedrisatını sürdüren A.Ü. İlâhiyat Fakültesi 1. sınıfında buluştuk. Kendisi, öğrenciliğinin yanı sıra Ankara’nın büyük camilerinden biri olan Maltepe Camii’nin İmam Hatipliğini yürütüyordu. Genç, enerjik, ufku açık, bizzat hazırlayıp okuduğu hutbelerle dikkatleri üzerinde toplayan bir kişiliğe sahipti.
Kemal Güran, tahsil hayatı ve yürüttüğü görevlerden anlaşılacağı üzere; atılımcı, cesur, fedakâr, mesleği ve kurumu uğruna her türlü zorluğa katlanan, liderlik vasıflarını üzerinde taşıyan bir Anadolu evladıydı. Yorulmak bilmeyen bir enerjiye sahipti. Alçak gönüllüydü. Müsamahakârdı, heyecanlanmadan kızmadan olayları geniş açıdan değerlendirmeye tabi tutar ve sonuca bağlamaya çalışırdı.
Dinî-millî konularda çok hassastı. Bu hususlarda karşısındaki kim olursa olsun hiç çekinmeden uygun bir üslupla görüşlerini ortaya koyar, mücadelesini yapar ve sonuç almaya çalışırdı.
O, ömrü boyunca ülkemizde maalesef bugüne kadar gerçek çizgisine oturtulamamış din eğitimi sistemi ve programları üzerinde sürdürülen hemen her çalışmaya katılmış, raporlar hazırlamış, temsil ettiği kurum ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini objektif, kapsamlı ve cesur üslubuyla ortaya koymuş ve ilgili makamlara sunmuştur. Şahsî arşivi bu türden raporlarla zengin bir hazinedir. Bu raporları, araştırmacı akademisyenlerin başvuracağı kaynaklar cümlesinden emek mahsulü belgelerdir. Bu rapor ve belgelerin (gençliğinin ilk yıllarından ömrünün noktalandığı son günlerine kadar çok emekler sarf ettiği), Ankara İmam Hatip Lisesi Mezunları Vakfı veya Türkiye Diyanet Vakfı tarafınca değerlendirilerek gün yüzüne çıkarılacağını ümit ediyorum.
Kemal Güran, yürüttüğü görevlerde eksikliği, aksaklığı, durağanlığı kabul etmeyen bir yapıya sahipti. Bu konuda yakın mesai arkadaşları dâhil kimseden çekinmeden ikaz ve uyarı görevini yapan, daima ileriyi hedefleyen bir arkadaşımızdı.
Çok okumanın yanında güçlü bir kalem ve üsluba sahipti. Güncel konuları çok iyi takip ederdi. Katıldığı sivil veya kurumsal toplantıların sonunda oluşan görüşleri en güzel şekilde akıcı üslubuyla kaleme alır ve raporlaştırırdı.
Arkadaşları ile kurduğu veya kuruluş çalışmalarına katıldığı, görev alıp sorumluluk yüklendiği sivil kurum veya kuruluşlarda ömrünün; son günlerine kadar çalışmış, sorumluluklar yüklenmiş hatta mali desteklerde bulunmuştur:
Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğünden ayrılıp görevini bana teslim ettiği günlerde aramızda şöyle bir görüşme cereyan etti. En büyük oğlu Sacit’in ticari sahaya atıldığı, kendisinin aileden kalan emlakını değerlendirdiğini ifade ederek, kooperatif yoluyla 1982’de sahip olduğu Ankara Dikmen’deki dairesini Diyanet Vakfı’na hibe etmek istediğini ifade etti. Ben de bu düşüncesinin çok isabetli olacağını söyledim. Aradan bir ay geçmeden söz konusu dairenin mülkiyetini Türkiye Diyanet Vakfına devretti.
Merhumun bu davranışı; çalıştığı ve sorumluluk aldığı kurumlara bakış açısını, hizmetlerin maddi ve mânevi katkılarla güçleneceği düşüncesinin güzel bir örneğini teşkil etmektedir.
Hizmetinde bulunduğu sivil kuruluşları bildiğim kadarıyla şöyle sıralayabilirim:
– Türkiye Diyanet Vakfı,
– Ankara İmam Hatip Okulu Mezunları Derneği,
– Türkiye İmam-Hatip Okulları Mezunları Federasyonu,
– Türkiye Din Görevlileri Federasyonu,
– Ankara Maltepe Camii Derneği,
– Kızılcahamam-Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı (ESYAV),
– Ankara İmam-Hatip Lisesi Mezunları Vakfı.
Bütün bu sivil kuruluşlarda merhumun unutulmaz hizmetleri vardır. Bu hizmetlerini böyle dar kapsamlı bir anma yazısına sığdırmak da mümkün değildir.
Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ön çalışmaları safhasında zamanın Devlet Bakanı rahmetli Mehmet Altınsoy’un isteği üzerine sivil kuruluşların görüşlerini tespit noktasında merhum Güran ve arkadaşlarının çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir. Diğer taraftan 1965 tarihinde yürürlüğe giren 633 sayılı kanunun uygulaması safhasında hazırlanan tüzük ve yönetmelik çalışmalarının her bölümünde ve bilahare Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği zamanında kurumla ilgili mevzuat çalışmalarının bütününde merhumun hizmetleri vardır.
Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Sayın Tayyar Altıkulaç’ın isteği üzerine erken yaşta emekli olarak Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğünü kabul etmiştir. Vakfın kurumlaşıp yurtiçi ve yurtdışına hizmetlerinin yaygınlaşmasında büyük çabaları olmuştur. Burada hizmetlerin detayına inmemiz mümkün değildir.
Merhumun Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din Eğitimi konularında geniş kapsamlı raporlar hazırlayıp ilgili makamlara sunmanın yanında telif eserleri de vardır. Bunlar:
– “Hatiplere Hutbeler - Üç Cilt (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları),
– Müslümanın El Kitabı (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları),
– Peygamberimizin Hayatından Düşündürücü Tablolar (ESYAV Yayınları),
– XX. Yüzyılda Kızılcahamam ve Çamlıdere’de Yetişen Ünlü Hafızlar.
Yukarıda belirttiğimiz üzere merhum Kemal Güran’la 1961 yılı Sonbaharı’nda Ankara İlahiyat Fakültesi 1. sınıfında buluşup tanıştık. Bu buluşup tanışmamız zamanla idealde ve hizmette aynı düşünceleri paylaşan, ömür boyu yol arkadaşlığı kaderini doğurdu.
Henüz Fakültenin 1. sınıfındayız. Ben Antalya İmam-Hatip Okulu ve Antalya Lisesi mezunu olarak imtihanlar sonucu fakülteye kaydoldum. Antalya’da Mezunlar Derneği’ni kurduk. Ankara’ya yeni intikal ettik. Çevreye intibak etmeye çalışıyorum. Merhum bir gün bana Türkiye İmam-Hatip Okulları Mezunları Federasyonu’nun yıllık kongresinin yapılacağı ve benim Antalya Derneği’ni temsilen yönetim kuruluna girmemi istedi. Ben çevreyi tanımadığım, talebeliğim yanında memuriyet görevimin de olması sebebiyle görevi kabul etmedim. Ancak bir yıl sonraki kongrede merhum tekrar bana federasyon yönetimine girmemi teklif etti. Bu kez beni ikna etti. Yıl 1962 Sonbaharı. Seçimde yönetime Kemal Bey’le birlikte girdik. Yedi kişilik heyet, gizli oylama sonucu beni Federasyon Başkanlığına seçti. Buna çok şaşırdım. Kabul etmek istemedim. Merhumun bu görevi üstlenmesini teklif ettim. Zaten federasyonun ikinci başkanlığını yürüte gelmişti. Bu noktada rahmetli, bana hayatım boyunca unutamadığım şu hitapta bulundu: “Niyazi Bey! Başkanlığı kabul et, sana bütün gücümle yardımcı olacağım. Bu görevi kabul etmen önemli bir hizmet olacaktır. Her an yanındayım, korkma, çekinme.”
1962 sonbaharında yola beraber koyulduğumuz merhum Güran’la bağlarımız hiç kopmadı. 2009 yılının Mart ayının başlarında yine bir Salı günü öğleden sonra Ankara İmam Hatip Lisesi Mezunları Vakfında (5-6 arkadaş) beraber olduk. Uzunca sohbet ettik. Hatıraları yâdettik. Ülke meselelerini, kültürel konuları görüştük. Vakfın kültürel çalışmalarını değerlendirdik yine geleceğe yönelik çalışmalar üzerinde durduk.
Merhum, bir bir yıl önce rahatsızlanmış, uzun süre tedavi görmüş ve iyileşmişti. Düşünce, ideal ve meslek aşkından hiçbir şey kaybetmemişti. Toplantılarımıza, davetlerimize aksaksız katılıyordu. Geçmişteki hatıralarını aynıyla hafızasında saklıyor, canlı örnekleriyle bizlere aktarıyordu. Dinî-millî konularda hizmeti geçen Devlet adamlarını unutmuyor, bu gibilerinin geride kalanlarıyla irtibatı hiç koparmıyordu.
İmam Hatip okullarının banisi merhum Tevfik İleri’nin ölüm yıldönümlerinde kabri başında anılmasına önem veriyor, bizleri uyarıyor toplanmamıza vesile oluyordu. Merhum Tevfik İleri üzerine yazılan kitapları dağıtıyordu. Merhum İleri’nin halen hayatta olan eşini ziyaret ediyor, kızı ve damadı ile ilgileniyor ve bizlere de aileden taze haberler getiriyordu.
Elli yılı aşan zaman sürecinde beraber olduğumuz merhumun, unutulmaz hizmet ve çalışmalarını (1950’li yıllardan günümüze kadar) kendi sesinden görüntülü olarak tespit etme imkanını bulduk. Ankara İmam Hatip Lisesi Mezunları Vakfı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın teknik destekleri ile gerçekleştirdiğim bu sesli-görüntülü anlatım, merhumun unutulmaz hatırası olarak Ankara İmam-Hatip Mezunları Vakfında arşivlenmiştir.
