ESYAV

Kızılcahamam-Çamlıdere

Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı.

2009 Ocak - Şubat Bülteni


ESYAV BÜLTENİ

 


"Vakıflar, yöneticilerine Allah'ın birer emanetidir. Emanete ihanet ise büyük günahlardandır. Vakıf yöneticilerimizin bu güne kadar olduğu gibi bundan böyle de vakfımızın hizmetlerini gönüllülük bilinci içinde, maddi, manevi özverilerle geliştirip genişletmelerini ümit etmekteyiz. Çalışmak bizden başarı yüce Allah'tandır.

ESYAV'ın kuruluşundan günümüze kadar vakfımıza hizmet verenlere uzun, sağlıklı ve mutlu ömürler dileriz. Ölenlere yüce Allah'tan rahmet niyaz ederiz."

                             Kemal Güran

"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Hadisi şerif

Vakfımız, Yüksek öğrenim öğrencileri burs ödemeleri için yardımlarınızı bekler.

Hesap Numaramız:

Türkiye Vakıflar Bankası 00158007285346288 nolu hesap.

"Hayır işleyiniz ki, kurtuluşa eresiniz." Ayet-i Kerime

www.esyav.com ziyaretçi sayısı

Online ziyaretçiler

ÇAMLIDERE BELEDİYE BAŞKANI HAZIM CANER CAN

 

“Bizim içimizde Çamlıdere sevdası var ve o sevda ile bu kadar iş yapıldı.”

Sırrı ER: Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner CAN ile bir söyleşi yapacağız. Başkanım, söyleşimize başlarken öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
H.Caner CAN: 1955 Ankara doğumluyum, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunuyum. Evliyim ve iki erkek evladım var. Yedi sene Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğünde memurluk yaptım. Bu görevim-den istifa ettim ve uzun süre baba mesleği olan esnaflıkla uğraş-tım. Sonra Çamlıdere ilçemizin hakettiği yerde olmadığını gör-düm ve bu eksikliğin en önemli kaynağının da (yaptığım araştır-ma, gözlemlerde ve halkla yaptı-ğım sohbetlerde) Belediye oldu-ğunu gördüm. Anamızın, baba-mızın ve atamızın memleketi Çamlıdere'ye hizmet etmek için belediye başkanlığına aday oldum. Allah'ın izni ve halkımızın da destekleri ile 2004 yılında Çamlıdere'deki bugünkü görevi-me geldim. Allah'a şükür, gel-diğimiz günden bugüne kadar da düşündüğümüz ve düşlediği-mizin de üstünde bir çalışma ile Çamlıdere'mizi hakettiği yere doğru getirmeye başladık. Hedefimiz büyük, inşallah ileriki yıllarda daha büyük hedeflere doğru koşmaya başlayacağız.
Sırrı ER: Başkanım doğum yeriniz Ankara, ilkokula hangi okulda başladınız?
H.Caner CAN: İlkokulun birinci ve ikinci sınıfını Çankırı Caddesi üzerindeki Bozkurt İlkokulunda okudum. Üçüncü sınıfı Aydınlıkevler İlkokulunda okudum, dördüncü ve beşinci sınıfı da Anıttepe İlkokulunda okudum. Ortaokulu Bahçelievler Ortaokulunda, liseyi de Etlik Lisesinde okudum. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü mezunuyum.
Sırrı ER: Başkanım yaklaşık dört buçuk yıldır Çamlıdere Belediye Başkanısınız, başkanlığı kazan-dığınız o ilk günkü duygu ve düşünceleriniz nelerdi?
H. Caner CAN: Seçimi kazan-dığımızda Çamlıdere halkında çok büyük bir heyecan, coşku ve sevinç olduğunu gözlemledim. “Çünkü bir memleket neresinden batırılmışsa, orasından da dirilti-lecektir.” diye Mehmet Akif ERSOY'un çok güzel bir vecizesi vardır. Hakikatten Çamlıdere, az önce de söylediğim gibi hakettiği yere gelmemişti ve de belediye uzun yıllar sonra Cumhuriyet Halk Partisinden bir diğer partiye Ak Partiye geçmişti. Büyük bir coşku içinde aldılar ve beni buraya getirdiler. Ben o zaman onlara bir cümle söyledim: “Arkadaşlar, beni bugün alkışlamanızın benim için hiçbir anlamı yok. Ben buradan giderken görev sürem dolduğunda beni alkışlıyor, beni kucaklıyor ve bu sevgi ve heyecanı o gün de gösterirseniz, ben bu alkışları hak ettiğime inanacağım. O sevinci ben o gün sizlerle kutlayacağım, şu anda bu alkışları hak edecek birşey yapmadım. Sadece bir seçimi kazandım, içimden geçen Çamlıdere hizmetini vitrine çıkarayım, ondan sonra sevincimi hep beraber paylaşalım.” Odaya girdim, şimdiki gibi ışıklar o zaman da vardı. Bir belediye elektrik borcunu ödeyememiş, su motorları da çalışmıyor, ilçede susuzluk da var iken bu lambaları yakma hakkı yoktur, bütün lambaları söndürmelerini istedim. Karanlıkta oturacaksınız, mum ışığında oturacaksınız, elektrik borcunuzu öder duruma geleceksiniz, ondan sonra bu lambaları yakmayı hak edeceğiz. İlk uygulamam o şekilde başladı.
Sırrı ER: Görevi devraldığınızda belediyenin durumu nasıldı?
H. Caner CAN: Çamlıdere'de belediye başkanlığını aldığımızda arkadaşlarımız, meclis üyelerimiz ve bizi sevenler, “Ateşten bir gömlek giydin, bu gömlek seni yakar” dediler, dedim ki, “İyi bir kaptan fırtınalı günde belli olur, biz zor günlerin insanıyız.”
Sırrı ER: Borç çok muydu başkanım?
H.Caner CAN: Dört buçuk trilyon borç vardı. Çamlıdere ölçe-ğinde, siz buna dört buçuk katrilyon deyin. Çamlıdere gibi bir yerde dört buçuk trilyon gibi bir borç, anormal bir borç ve şunu dedik, “Çamlıdere ateşten bir gömlek ama biz de ateşiz.” Ateş ateşi yakmaz, ateş ateşe zarar vermez, iki ateş bir araya gelirse karanlık alanlar aydınlanır, üşü-yen o bedenler de ısınır. Biz ka-ranlıkta oturan insanlarımızı ay-dınlatacağız, üşüyen insan-larımızı ısıtacağız, aşsız ekmek-siz insanlarımızın aşını ekmeğini temin edeceğiz. Yok olan ümitleri de var edeceğiz.
Sırrı ER: Başkanım, bu dönem-de hangi projeleri gerçekleştir-diniz?
H. Caner CAN: Çamlıdere Bele-diye Başkanlığımızda gerçekleş-tirdiğimiz projelerimizi kısaca ö-zetlemek gerekirse; Çamlıdere'de Aluç Dağı adında bir piknik yerimiz var, son derece bakımsızdı; suyu, oturma grupları ve en önemlisi de temizliği ve tuvaleti yoktu. İlk etapta o alanı mesire yerine çevirdik. İçeriye 350 adet piknik masası temin ettik. Son derece modern tuvaletlerini yaptık. 24 saat akar suyunu temin ettik. Anormal derecede de bir temizlik getirdik. Yazın cumartesi-pazar günleri o alanımızda 3000'in altında piknikçi yok. Çamlıdere merkezden Aluç Dağı piknik alanına kadar olan 8 kilometrelik yolu sıcak asfalt ile asfaltlattık. Bu gün Ankara'nın Çankaya'sı asfalt diye feryat ederken, biz Çamlıdere'nin merkezinden Aluç Dağı piknik alanına kadar yaklaşık 8 kilometrelik bir yol, iki buçuk trilyonluk bir maliyetle, ama bizden para çıkmadı, Büyükşehir Belediyemize yaptırdık. Aluç Dağına kadar yolumuzu da yaptık, insanları doğa ile buluşturacak en önemli etkenlerden olan yol da sağlanmış oldu. Bizim turizme açılan yerlerimiz, yaylamız var. İmarlıdır ve Çamlıdere'nin mahallesidir. Burada 1000'e yakın ev var fakat suları yoktu. İnsanlar taşıma sularla ihtiyaçlarını gideriyorlardı. 150 ile 300 milyara evler var, fakat evlerin suyu yoktu. Üç ay gibi bir sürede, geceli-gündüzlü çalıştık, elimizde bir tane kepçemiz yok, aracımız yok. Fakat sevda aşkımız var, hizmet aşkımız var, azmimiz var, umudumuz var ve de hiçbir şeyin başarılmaz olmadığına inanmışız. Azmedenin yapamayacağı iş yok. “Niyet hayır, akıbet hayır.” Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin veciz bir sözü. Niyetimiz her zaman hayırdır bizim ve bu evlerin suyunu akıttık. İnsanlar musluklarından suların aktığını gördükleri gün, her biri anormal derecede bir sevinçle belediyeye bir çiçek yaptırmış, bize teşekkür için geldiklerinde inanın bizler de çok mutlu olduk. Türk insanı, Çamlıdere insanı yapılan hizmetin hakkını veriyor, biz de hizmet için geldik, durmak yok, hizmete devam. Çamlıdere, yayla ayrımına Yenimahalle Bele-diyesi ile iş birliği halinde çok güzel bir park yaptırdık. Oturma grupları, piknik alanları, şelaleleri ve çocuk parkları yaptırdık. Çam-lıdere insanları akşam olduğunda o güzel su sesinde, havasında ailecek çaylarını içmeye gidiyor ve yaptırdığımız parkı her ak-şam onurlandırıyorlar.
Kızılcahamam istikametinde Çamlıdere Şehir Stadını açtık. Çamlıdere'nin 1977 yılında ku-rulmuş bir Spor Kulübü var, 1. Amatör kümede mücadele ediyor, kurucusu da rahmetli babam. Ama Çamlıdere'nin sta-dı yok. O kadar acı ki, Ankara'nın 14 ilçesi var, Pursaklarla 15 ilçe oldu, her birinde stat var, Çamlıdere'de yoktu. Kısa bir sürede stadımızın yerini belir-ledik. İmarda bir ada ayırdık, Ankara İl Özel İdaresi ile birlikte, Çamlıdere Stadını hizmete açtık. 2007 yılındaki amatör kümedeki maçlarımızı Çamlıdere Stadında oynadık. Bundan 15 gün önce stadımızın sentetik çim çalışmalarını başlattık. İnşallah 2009 yılının Nisan ayına kadar bitecek. Artık Çamlıderemizin 23 Nisan'da, 29 Ekim'de ve de amatör küme ile okul maçlarında faydalanacakları bir stadı var. Bu stadın yanına kapalı spor salonu yaptık. Dediler ki, “4000 kişilik bir ilçede kapalı spor salonu mu olur?” Biz 2000 de olsak, 3000 kişi de olsak bizim spora verdiğimiz önem çok fazla. Çamlıdere Ankara'nın bir ilçesi, 100.000'lik 200.000'lik 300.000'lik ilçede ne varsa aynısı Çamlıdere'de de olacak zihniyeti ile kapalı spor salonumuzu da yaptırdık. Yine Çamlıdere yayla girişinden, Çamlıdere Sağlık Ocağına kadar olan 8 yolu 18 metreye çıkardık. Asfaltlamasını yaptırdık, bir tarafına istinat duvarı, ışıklandırma, diğer tarafına da 800 metrelik yürüyüş yolu yaptık. Yani bu gün büyük bir şehirde, Paris'te yürüme yolunun standardı ne ise Çamlıdere'deki 800 metrelik yürüme yolu da öyle. Çamlıdere insanları da yazın bu yola çok büyük bir rağbette bulundular, sağlıklı bedenler için yedisinden yetmişine kadar yürümeye başladılar. İki gün üst üste yürüyen insanlarımıza bir çift spor ayakkabısı hediye ettik.Yine Çamlıdere'ye doğru geldikçe Kamil Bostan parkı diye 15 dönümlük araziye muhteşem bir park kurduk, iki tane şelalesi, oturma grupları, kamelyaları, çocuk parkı ve de spor aletleri. Çamlıdere'deki 75 yaşındaki ninemiz, annemiz, akşamları o spor aletlerine geliyor, herhalde fitnes grubu diyorlar ona, sporunu yapıyor, “Oh yahu, kolla-rım ağrıyordu, artık ağrımıyor” diyor. İnsanların içindeki inançla, psikolojik bir bakıma dürtülerle de hem spor sahasında bedensel hem de manevi dürtülerle Çamlıdere insanına bir canlanış geldi. Kendi-sinin hakikaten hak ettiği bir takım hizmetlerden yoksun olduğunu, Çamlıdere'de de hizmetlerin olaca-ğına inancı geldi. Akşamları saat 11'e, 12'ye kadar Çamlıdere'de bir yaşam başladı. İnsanlar ailecek pastalarını, çaydanlıklarını alı-yorlar, o parklara çay içmeye, oturmaya gidiyorlar, çocuk varsa çocuk parkında, annesi spor yapıyor, babası spor yapıyor, çay hazırlanmış çayını içiyor. Mutlu bir aile boyu sosyal hayat, gene bu tarafa doğru geldikçe Çamlıdere İlkokulumuzun içine, kooperatiflerimizden bir tanesine, iş birliği içinde çocuk parkı yaptırdık, bir de Türkiye Futbol Federasyonuna Halı Saha yaptırdık.
Bunlar sıfır maliyetle yapıldı, bütçeden beş kuruş para gitmiyor. Türkiye Futbol Federasyonunun başkanı Levent Bıçakçı beydi, Çamlıdere İlkokulumuzun bahçesine halı sahamızı yaptırdık. Çamlıdere Belediyesinin önünde çok çirkin koşullarda bir Pazar yeri vardı, çukur ve yağmur yağdığında göl haline geliyordu, çamur içerisindeydi. Buraya da bir Pazar yeri yaptıralım dedik, iki katlı ve kapalı bir Pazaryeri yaptırdık. Hem mimarisi ile olsun, hem görüntüsü ile olsun, hem halkımızı orada bir rahata kavuşturduk, hem de pazarcı esnafını rahata kavuşturduk. Pazar yerinin arkasında bir parkımız var, derenin yanında ve burada da insanlar oturuyorlar, pazardan aldıkları kavununu yiyor, üzümünü yiyor, oturuyor, dinleniyor, çayını içiyor. İlçeye orası renk kattı, çocuk parkı da yaptık. Çamlıdere'de çocuk parkı yoktu, 54 senelik bir ilçe ve 1954 yılında ilçe olmuş, fakat çocuk parkı yoktu. İnsanlar ileride büyür, mimar olur, mühendis olur, başbakan olur ama o çocukken parkta oynamamışsa o özlem onun içindedir, çocukluğunu yaşatıyoruz. Yine belediyemizin alt katında toplantı salonu yaptık. Perdelerini olgunlaşma enstitüsüne, içindeki masaları bir hayırsever arkadaşımıza, duvar işçiliğini gene bir hemşehrimiz olmak kaydıyla, bugün Ankara Yenimahalle Belediyesinin toplantı ve düğün salonunun aynısı Çamlıdere belediyesinin altında da var. Yaptığımız hizmetlerde öncelikli olan şu: “Yaptık” değil, “Yaptığımızın en iyisini yaptık” Yapılan bir sefer yapılır, aynı şeyi ikinci bir defa da yapıyorsanız israftır. İn-sanlara şunu söylüyoruz: Çamlıdere'ye bir şeyler yapmak için geliyorsanız, eğer en iyisini yapacaksanız müsaade ederim. Elindeki eski bir malzeme ile yapmak istiyorsan müsaade etmem diyorum. Çamlıdere'de ya hep ya da hiç, yaptığımız tesislerin hepsi de en iyisi.
Sırrı ER: Maşallah faaliyetleriniz dikkat çekecek kadar çok olmuş.
H. Caner CAN: Daha anlatacaklarım var, daha yolun başındayız. Belediyemizin orta katına, Kaymakamlığımızla birlikte âtıl durumda olan, kömürlük haline gelmiş bir yerde öğrenme merkezi yaptık. İnanın içinde, internet, kütüphane, çocuk oyun havuzu, sinevizyon merkezi. Öğrenme merkezini kurduk ve bir de yaşam merkezi kuralım dedik. Karakolun altında 30 sene önce sinema olarak kullanılan, bu gün de hurdalık olarak kullanılan alana spor ağırlıklı bir yaşam merkezi yaptık. Yaşam merkezimizin ilk temelini de Mamak Belediyesi ile birlikte attık ve de kalan kısımlarını bizler orada gerçekleştirdik. Orada her türlü ağırlık aleti var, spor aleti var, çocuklar için ortada bir tramplen var, soyunma-giyinme odaları, saunası ve kafeteryası var. Hanımlar için de gün yapacakları bir ortam, yani beş yıldızlı bir otelin spor merkezi ne ise bizim buradaki yaşam merkezimizde de aynısı. İnsanlar gidiyorlar, sporunu yapıyorlar, saunasına giriyorlar, Vitamin Büfede ufak bir takım gıdalar alıyor, oturuyor, dinleniyor, duşunu alıyor ve evine gidiyor. Bir de Çamlıdere'de manevi liderimiz Şeyh Ali Semerkandi Hazret-lerinin türbesi var ve o mübarek zat diyor ki, “Gün olacak dünya Çamlıdere'ye dolacak.” Manevi babamız, yürekten bağlıyız ama hiçbir şey yapmıyoruz. Bu sözün arkasında bir hikmet aramak lazım, Gün olacak dünya Çamlıdere'ye dolacak. Yol gösterilmiş, kendisi İran İsfahan doğumlu, Semerkant'ta dirimini almış, Anadolu'ya İslâm'ı irşat için gelmiş ve Çamlıdere'yi kendine mesken tutmuş ve bu insan böyle söylüyor, biz bunu sadece dilimizle söylüyoruz, fakat düşünmüyoruz. Mutlaka bu ger-çekleşecek, birileri de bunu gerçekleştirecek, inşallah bize kısmet olur. İlk başta Semrkandi Hazretlerinin türbesinin baştan aşağıya restorasyonunu yaptık. Biz ilk geldiğimizde türbenin duvarlarında fayanslar var, burası neresi ki duvarına fayans konmuş. Burası mezbaha değil, burası mutfak değil. Burada bir vakıf mı, dernek mi var? Hemen buranın restorasyon projelerini yaptık, İl Özel İdaresi, Kültür Bakanlığı ve de Büyükşehir Belediye Başkanımızın eşi Sayın Nevin Hanımefendi ve Çamlıdere Belediyesi, hemen masayı kurduk, inanın mükemmel bir resto-rasyon; tavanları yeşile boyamışlar, o güzelim ahşapları, orijinal haline geldi. Asitli sularla o boyalar çıkartıldı, sandukalar yenilendi, sandukaların üstüne 3 ay gibi bir sürede uzun bir süre gibi görünüyor, Olgunlaşma Enstitüsünde ve Ankara'nın Belmek'lerinde sandukanın üstünün örtüleri işlendi. Her şey mükemmel olarak düşünüldü, manevi liderimizin türbesi hak ettiği duruma geldi. Mezarlığımızın içinin restorasyonunu yaptırdık. Çamlıdere'ye 70.000 m² asfalt döktürdük. Bayağı koştuk, koşuşturduk para yok, fakat futbol sahamızdan Türbemizin çıkışına kadar olan alanın asfalt çalışmasını bitirdik. Bu çalışmayı Çamlıdere'nin 7 merkezdeki mahallesine ve bir tane de dışarıda mahallesi var, buralara yaydık. 45.000 m² de kilit taşı yaptırdık. Çamlıdere'de istinat duvarı olmayan yolumuz kalmadı, kilit taşı olmayan bir karış toprağımız kalmadı. Çamurdan sıcak asfalt ve kilit taşı ile kurtulduk. Çamlıdere'nin bir sokağını Tabiat Kültür Varlıklarını Koruma Kurumundan sit alanı ilan ettirdik. Buradaki 12 evimizi koruma altına aldık. Eski Çamlıdere dokumuz yavaş yavaş ayağa kalkıyor. Eski Çamlıdere mimarisini ortaya çıkaracağız. Çamlıdere Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerini Koruma ve Yaşatma Derneğini kurduk, buranın gelirleri ile Çamlıdere Huzur Evinin temellerini attık.
Sırrı ER: Bu kadar hizmetlerin ardından isteyip de yapa-madığınız bir şey var mı?
H.Caner CAN: Çamlıdere'de bir gün boş geçirmedik. Şeyh Ali Semerkandi Hazretleri Türbesinin önünde atölyeler var, türbe yolunun üzerindeki dükkânları kaldırmayı düşündüm ama kaldıramadım, yapamadığım tek yer bunlar oldu. Burası milli manevi alanlarımızdan ve birkaç kişinin tekelinde olmaması gereken yerler, böylesi yerlerin tüm toplumumuza ait olduğunu ve birkaç kişinin tekelinde olmaması gerektiğini anlattık fakat yapamadığımız tek şey bu oldu. Biz buraya bir Semerkandi mimarisi oluşturup bir çarşı, bir butik ve dinlence yeri yapmak istedik, Çamlıdere'ye ekonomik girdi sağlayacağız, ama anla-şılamadık. Allah ömür verdikçe benim olmazsa olmaz dediğim türbenin önündeki bu kötü görüntünün bir an önce kaldırılması, inşallah Allah nasip eder.
Sırrı ER: Başkanım Çamlıdere'nin en önemli sorunları olarak neleri görüyorsunuz?
H.Caner CAN: Çamlıdere'nin önemli sorunları, bizim gibi taşra ilçelerinde olduğu gibi göç ve eğitim problemleri var. Çamlıdere'de Devlet Hastanesi açılması için girişimlerde bulunduk ama nüfusun yetersiz olması nedeni ile bu girişimimiz sonuçsuz kaldı. O bina Yatılı Kız Anadolu Meslek Lisesi olarak 2009 yılında hizmete girecek. İnşallah yüksek okul projele-rimizden birisi olacak. Çamlıdere'de acil sorunlarımız kalmadı, köy görüntüsünden yavaş yavaş ilçe görüntüsü aldık.
Sırrı ER: Çamlıdere, Ankara'nın doğal güzelliklerini barındıran ve nefes almasını sağlayan temiz havalı bir yer, bu özellikleri nasıl kazanca dönüştürülebilir?
H.Caner CAN: Çamlıdere'nin iki potansiyeli var, bir inanç turizmi, iki doğa ve yayla turizmi. Ankara'da turizmin olacağı yerlerin başında bir Kızılcahamam bir de Çamlıdere geliyor. Yayla evlerinin sularını ve Aluç Dağı'nın altyapısını yaptık. İnsanları buraya çekmeliyiz ama ilk önce alt yapısını yapmalıyız, insanlar buraya gelip de şunu söylemesin, “Çamlıdere'ye gittik bir lokanta yok, bir piknik alanına gittik su yok, tuvalet yok, Semer-kandi Hazretlerine gittik ama bu kadar bakımsız bir alan mı olur?” demesinler. Burada alt yapı olduğunda insanlar bizim tanıtımımızı yapacaklar.
Sırrı ER: Başkanım, özel hayatınızla ilgili bir soru yöneltmek istiyorum, eşiniz nereli, çocuklarınız nerede okur, boş zamanlarınızda neler yaparsınız, hobileriniz ve meraklarınız nelerdir?
H.Caner CAN: Eşim İstanbul Üsküdarlı, 1978 yılında Ankara'da evlendik. Allah'ın bana bu dünyada verdiği en büyük nimetlerden birisi eşimdir. Belediye'de yapılması gereken iş çok, çalışan 40 personelimiz var. Her biri bir işin ucundan tutmuş, çalışıyoruz ama teknik eleman ihtiyacımız var, azim çok önemli, bir iş yapalım dediğiniz zaman a'dan z'ye sizin ilgilenmeniz gerekiyor, derken bu iş stresi biraz beni yoruyor, biraz öfkelendiriyor hal böyle olunca her öfkeli bir dalgayı sağlam ve sessiz bir kaya sakinleştirir. Benim sağlam ve sessiz kayam da eşim. Allah'a şükür benim gibi öfkeli bir dalgayı sütliman yapar, sabrıyla. İki oğlum var, biri Ankara Üniversitesi Jeoloji bölümünü bitirdi, bir diğeri de liseyi bitirdi, askerliğini yaptı ve şimdi ticaretle uğraşıyor. Ben okumayı çok severim, “ kaybettiğin günleri nasıl değerlendirmek isterdin?” denilse,ben de “Ah o günleri tekrar okuyarak değerlendirsem” derim hep. Hayat ve ekmek müca-delesi vermişiz ama okumak başka, okumaya zaman ayırmak lazım. Fobi dediniz, ilerde bir resim atölyesine gitmeyi çok istiyorum. Futbolu severim, hele hele gençlik yıllarımda çok futbol oynadım.
Sırrı ER: Başkanım, son olarak neleri söylemek istersiniz?
H.Caner CAN: Burada ne gecemiz ne de gündüzümüz var, yaptığımız hamallık ama Şeyh Ali Semerkandi sevdası var içimizde. Çamlıdere ormanlarının çam kokusu, Çamlıdere yay-lasının gürül gürül akan suları vardır, şöyle bir nefes aldığınızda ciğerlerinize kadar işleyen oksijenle kekik kokusu var, atalarımızın bizlere bıraktığı sevgi sevdası vardır, hepsi Çam-lıdere sevdasının içindedir. Yoksa ben bu çalışmayı diğer bir yörede yapabileceğimi sanmıyorum. Ferhat'a Şirinin aşkı uğrunda dağları deldirecek sevdası olduğu gibi bizim de içimizde Çamlıdere sevdası var ve o sevda ile bu kadar iş yapıldı.
Sırrı ER: Başkanım, bu güzel söyleşi için teşekkür ediyor, başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
H.Caner CAN: Bana bu imkanı verdiğiniz için ben de size teşekkür ediyorum.

 


www.esyav.com Kızılcahamam-Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı