ESYAV Ocak - Şubat 2009 Haber Bülteni
Kemal Güran
TERÖR VE İSLÂM
Terör, yıllardan beri dünyanın gündemini işgal ediyor. İspanya ve İngiltere terör örgütleri ile yıllardan beri süre gelen bir savaşın içinde. Bu ülkelerin Milli Sınırları içindeki terör, 11 Eylül'de Amerika'da ikiz kulelere yapılan saldırı ile uluslararası bir nitelik kazandı. 27.11.2008 de Hindistan'ın MUMBÂİ (Bombay) kentine yapılan terörist saldırı ile bir kez daha dünyanın gündemine acı bir gerçek olarak oturdu. Bu terörist saldırılarda 172 insan yaşamını yitirdi. Sayıları 300'e yaklaşan insanlar çeşitli şekillerde yaralandı. Bu yaralılardan bir kısmı sanırım hayatı boyunca bu terörist saldırı sonunda aldığı yaranın sıkıntısını çekecek.
Terör ve terörizm, sadece günümüz insanlarının huzur ve mutluluğunu tehdit eden bir insanlık hastalığı değildir. İnsanlığın tanıdığı ilk terörist, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem'in oğlu Kâbildir. O, kardeşi Hâbil'i kıskançlık duygusu ile ve haksız yere öldürerek bu konuda ilk örneği vermiştir.
Hz. Muhammed (s.a.s.):
“Herhangi bir kimse zulümle öldürülürse, kanından bir hisse Adem'in oğluna ayrılır. Çünkü o, adam öldürme çığırını açanların birincisidir.”
buyurarak bu gerçeğe işaret etmiştir. Devamı...
ÇAMLIDERE BELEDİYE BAŞKANI HAZIM CANER CAN
“Bizim içimizde Çamlıdere sevdası var ve o sevda ile bu kadar iş yapıldı.”
Allah'a şükür, geldiğimiz günden bu güne kadar da düşündüğümüz ve düşlediğimizin de üstünde bir çalışma ile Çamlıdere'mizi hakettiği yere doğru getirmeye başladık. Hedefimiz büyük, inşallah ileriki yıllarda daha büyük hedeflere doğru koşmaya başlayacağız. Devamı..
Kızılcahamam'ın tanınmış işadamlarından Kamil YURTOĞLU ile…
“Evin geçimine katkıda bulunmak için dokuz yaşında iken çalışmaya başladım.”
Ben ev geçimine katkıda bulunmak için çalışmaya 9 yaşındayken başladım. Ankara-İstanbul karayolu, kazma-kürekle yapılıyordu, biz de iş hayatına o yıllarda başladık. 600 sene Osmanlının idare ettiği o top-raklarda devlet göçmüş, devlet enkaz olmuş ve biri geliyor o enkazdan yeni bir devlet kuruyor, biz o günlerde dünyaya gelmişiz. Hayat o kadar zor ki hemen hemen her köyde açlık ve yokluk diz boyu, köyün en fakirleri veya iş bulamayanlar köy ağasının ağzına bakıyordu. Devamı...



