İSTİKLAL MARŞIMIZIN ŞAİRİ MEHMET AKİF ERSOY
Mehmet Akif Ersoy 1873 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Fatih Medresesi hocalarından Mehmet Tahir Efendidir.
Beş yaşında mahalle mektebine (ilkokul) başladı. Daha sonra rüşdiyeye (orta okul) gitti. On iki yaşında iken şiirle ilgilenmeye; ölçülü, ölçüsüz şiirler yazmaya başladı.
M.Akif henüz 14-15 yaşlarında lise (idadi) öğrencisi iken, babası gırtlak vereminden vefat etti. Babasının vefatı aile için bir yıkım olmuştu adeta. Annesi ve kız kardeşi Nuriye ile ortalıkta kalakaldılar. Her türlü sıkıntıya rağmen lise tahsilini tamamladı.(1889)
Halkalı Baytar Mektebine (Veterinerlik Fakültesi) girdi. Maddi imkan-sızlıklarla boğuşa boğuşa okulu birincilikle bitirdi.(1893) Hemen baytarlıkla ilgili bir göreve atandı. İlk maaşı 750 kuruş idi.
24 yaşında iken İsmet hanımla evlendi. Eşi de kendisi gibi İstanbulludur.
Mesleğinde başarılı çalışmalar yaptığı için genel müdür yardımcılığına kadar yükseldi. Bağlı olduğu genel müdürün haksız yere görevden alınmasını protesto etmek için görevinden istifa etti. Çeşitli okullarda Türkçe ve edebiyat dersleri verdi. Milli mücadeleyi des-teklediğin den dolayı Damat Ferit hükümeti tarafından görevden alındı.
İstanbul'un düşman kuvvetleri tarafından işgal edilmesi üzerine Ankara'ya gitti ve ilk Meclis'te Burdur milletvekili olarak görev yaptı. Görevi sona erince tekrar İstanbul'a döndü. Birkaç senesini Prens Abbas Halim Paşa ile birlikte, kışın Mısır'a gitmek, yazın da İstanbul'a gelmek suretiyle geçirdikten sonra uzun süreli olarak Mısır'a gitti. Üniversitede Türkçe ve edebiyat hocası olarak çalıştı. Uzun yıllar Mısır'da kalan Akif, hastalanınca yurda döndü. Karaciğer yetmezliğinden dolayı altı ay tedavi gördü. Son günlerinde hastalığı iyice ağırlaştı. 27 Aralık 1936'da saat 19.45'te vefat etti .Öldüğünde 63 yaşındaydı.
Mehmet Akif Ersoy'u yakından tanıyanlar onun özelliklerini şöyle anla-tıyorlar:
Akif sağlam bir karakter sahibi idi. Gelişigüzel olayların arkasından sürüklenmezdi. Doğru bildiği şeyleri yazan ve yapmaya çalışan bir toplum adamıydı. Her işte üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirirdi.
Azim sahibiydi. Kafasına koyduğu şeyi gerçekleştirmek için elinden gelen gayreti gösterirdi. Vefâlıydı, dostluğuna güvenilirdi. Alçak gönüllüydü. Gösterişi hiç sevmezdi. Kutsal saydığı değerlere hakaret edilmesine dayanamazdı. Ümitsizlik ve korku nedir bilmezdi, soğukkanlıydı. Mertliği çok severdi. Hiçbir zaman haksızlığa boyun eğmedi, mertçe bir ömür geçirdi. Verdiği sözü yerine getirir, sözünde durmayanları sevmezdi. Yalancılara kızardı. Utangaçtı; yüzüne karşı övüldüğü zaman yüzü kızarırdı. Haksızlığa dayanamazdı. Sevdiği kişiler için her zorluğa katlanırdı. Okumak,yazmak ve düşünmek en sevdiği şeylerdi. Hafızası kuvvetliydi. Birçok besteler ve ilahiler ezberindeydi. Güzel sesle okunan Kur'an'ı dinlemekten zevk alırdı. İbadetlerini aksat-mazdı. Mehmet Akif'i tanıyanlar onun ne kadar cömert olduğunu bilirlerdi. Hayatı boyunca paraya, mala-mülke önem vermemiş, neyi varsa ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştır.
Onun yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay anlatıyor:
“Müthiş bir kış günündeyiz. Akif'i kır bir ceketle görüyoruz. Üşüyor fakat belli etmemeye çalışıyor. Araştırdım. Paltosunu evinin kapısına gelen çıplak bir fakire giydirmiş.”
İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy doğru, dürüst, özü-sözü bir, tek kelimeyle ifade edilecek olursa her yönden “örnek” bir insandı. Mekanı Cennet olsun.
