Doç. Dr. HÜSEYİN ÇINAR
KATİP ÇELEBİ
OKUMAK, OKUTMAK VE YAZMAKLA GEÇEN KISA BİR ÖMÜR VE DEV BİR KÜLLİYAT: KATİP ÇELEBİ
Kâtip Çelebi, 17. yüzyıl Türk ilim dünyasında pozitif ve hür düşünceyi temsil eden en önemli simalarındandır. Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanlarında önemli eserler vermiş bir Osmanlı bilginidir. Eserlerinin değeri ve önemi dolayısıyla gerek Osmanlı İmparatorluğu'nda gerekse Batı'da büyük ilgi uyandırmıştır. 17. yüzyıl Osmanlı ilim ve kültür hayatına âdeta damgasını vuran Kâtip Çelebi, Türkiye'de olduğu kadar Batı dünyasında da büyük takdir ve şöhret kazanmış, eserlerinden hayranlık derecesine varan ifadelerle bahsedilmiştir. Nitekim, doğumunun 400. yıl dönümü olan 2009 yılı, UNESCO tarafından "Uluslararası Kâtip Çelebi Yılı" ilan edilmiştir. Bu çerçevede onun hayatı ve ilim hayatına katkılarını kısa da olsa, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kâtip Çelebi, hayat hikâyesini yazan büyük bilginleri izleyerek, Süllemü'l-vusûl, Cihânnümâ ve Mîzânü'l-hakk adlı eserlerinde otobiyografisini kaleme almıştır. Kendi kaleminden hareketle, onun hayatını ana hatlarıyla şöyle özetleyebiliriz:
O, İstanbul âlimleri arasında Kâtip Çelebi ismiyle, Dîvân-ı hümâyûn kâtipleri arasında ise Hacı Halîfe lakabıyla meşhurdur. Asıl ismi Mustafa'dır. 1609 yılında İstanbul'da doğmuştur. 5-6 yaşlarına gelince, babasının isteğiyle İmam İsa Halîfe el-Kırîmî'den ders almaya başlamış; bu hocadan Kur'ân, tecvîd ve namaz şartlarına dâir kitaplar okumuştur. Mesih Paşa ve Zekeriyya Efendi Dârü'l-kurrâsı'nda İbrahim ve Nefes-zâde Efendi'lere yarısına kadar ezberlediği Kur'ân-ı Kerîm hıfzını dinletmiş; İmam İlyas Hoca'dan Sarf ve Avâmil okumuştur. Böğrü Ahmed Çelebi ismiyle tanınmış hattatdan da hüsn-i hatt yani güzel yazı dersleri almıştır. 14 yaşma gelince, babası Abdullah Efendi ona kendi maaşından 10 akça harçlık bağlamış ve yanında çalıştırmaya başlamıştır. Bu suretle Divân kalemlerinden Anadolu Muhasebesi kalemine 1621-1622'de öğrenci olmuştur.
1624-1635 yılları arasında ordu ile seferlere katılan Katip Çelebi, en son 1634-1635'te, Sultan IV. Murad ile Revân seferine katılmıştır. Bu sefer onun son seferidir. Artık onun hayatının bundan sonraki dönemi kendi ifadesi ile “ilm-i şerif tahsilini sarf" ile geçecektir. Bu arada, ölen babasından kalan mirası da tamamıyla kitaba vermiştir. Katip Çelebi, ilim hayatına katkı sağlayan eserlerini bu tarihten, ölüm tarihi olan 1657 yılına kadar vermiştir. Yaklaşık 48 yıllık bir ömür ve 20'nin üzerinde devasa nitelikte eser. Bunları hayatının son 20 yılına sığdırmıştır.
Kâtip Çelebi'nin bilinen eserlerinden bazıları şunlardır: Tarih alanında Arapça ve Türkçe “Fezleke”; kronolojik olarak tarihi olayları 1648'e kadar anlatan “Takvîmü't-tevârih”; denizcilik tarihi açısından önemli bir eser olan “Tuhfetü'l-kibâr fi esfâri'l-bihâr” (Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan); iktisadi ve sosyal bozulmaları dile getirdiği “Düstûrü'l-amel fi ıslâhı'l-halel (Bozuklukları Düzeltmek İçin Ne Yapılacağını Gösteren Düstur); Osmanlı döneminin ilk önemli coğrafya kitabı olan “Cihânnümâ”; içinde 14500 kadar kitabın biyografik olarak bilgisinin yer aldığı “Keşfü'z-zünûn”; yine bu kitapların yazarlarının otobiyografisine yer verdiği “Sullemü'l-vusûl” ve dönemin sosyal ve dini tartışmalarından kadızadelilerle tasavvuf grupları arasında yaşanan mücadeleyi ele aldığı “Mîzânü'l-hakk fî ihtiyari'l-ehakk” (En doğruyu seçmede hak terazisi) adlı eserleridir.
Kâtip Çelebi'nin ismini ve ününü çağlar ötesine taşıyan en önemli özelliği, yaşadığı hayatın ve devletin önemini kavrayarak kendi toplumunu ciddiye alması, yazı yazdığı hemen her konunun o gün yaşanılan bir sıkıntıya cevap olmasıdır. Bu yüzden Kâtip Çelebi, yaşadığı döneme şahitlik yapmış bir düşünürdür. O'nu yaşadığı dönemdeki düşünürlerden ayıran diğer önemli bir özelliği de ilmin toplumsal hayatın devamı acısından ne kadar önemli olduğunu vurgulaması ve gerçeği arayıp bulma endişesi, fikirlerini savunmadaki cesareti, ihtilaf ve tartışma konularını tarafsız bir hâkim gibi ele almasıdır.
Büyük düşünürleri okuyarak bilim hakkında sağlam bilgi edinmiş olan Kâtip Çelebi, çok ayrıntıya inmeden bütün ilimleri kavramağa çalışmış; bilimi, tasa/hüzün ve kötülüğü kovalayan, gaflet ve tembelliği yok eden, kini ve anlaşmazlığı kaldıran, insanları ve milletleri yücelten bir araç olarak vasıflandırmıştır. Yine onun sözlerine göre, bütün iyiliklerin temelinde olan ilmin amacı, gerçeğe ulaşmak ve ahlâkı düzeltmektir.
Yaklaşık yarım asırlık ömrüne ve ortaya koyduğu eserlere bakıldığında, düşüncelerinde tutarlılık ve bütünlük gösteren ender şahıslardan birisi olan Kâtip Çelebi, bilginleri toplumun kalbi saymış, bilgiye dair hiçbir şeyin hafife alınmaması gerektiğine inanmıştır, içinde yaşadığı toplumun ve devletin sorunlarıyla yakından ilgilenmiş, çözümler üretmeye, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışmıştır.
Meydana getirdiği eserleriyle, 17. yüzyıl Osmanlı ilim ve kültür hayatının öncü ismi olan Kâtip Çelebi, özgür düşünceli, serbest fikirli, akla ve bilime değer veren, dinine son derece bağlı; ancak, taassuba ve taklitçiliğe karşı, farklılığı ve çeşitliliği savunan bir bilgindir. Hayatından büyük dersler çıkarabileceğimiz Katip Çelebi, bize ilim öğrenmenin yaşının olmadığını göstermiş; kendi hayatında da gördüğümüz -sahaflara uğradığında ayak üzerinde, kendi elinde olmayan kitaplara bir göz atıp, onlar hakkında not tutması ve o bilgileri de eserlerinde kullanmasında da olduğu gibi- her mekan ve ortamda bilgi öğrenilebileceğini göstermiştir. Onun kaleminden birkaç sözle konuyu bitirirken, Katip Çelebi gibi bir Osmanlı düşünür ve bilginini gündeme taşıyanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Tarihin arka sayfalarında ve tozlu raflarında unutulmaya terke edilen diğer örnek şahsiyetlerimizin de tekrardan gündeme gelmesi dileğiyle.
"Denir ki, insan küçük bir âlemdir ve büyük âlemde ne varsa, yani kâinatta, onda da vardır. Yerden göğe kadar ne varsa, benzeri, onun küçüğü olan insanda da vardır. Tek tek her insan bir büyük âlemdir." ; "Kitap ne hayırlı arkadaştır ve ne güzel dosttur. İnsan onunla konuşmaktan sıkılmaz; ulu bir cömertler cömerdidir ki, kendisinde bulanan nefis incilerden cimrilik etmez."
