Beni Çok Ararsınız
Hemşehrimiz, gazeteci-yazar Mehmet Akyol'un Akçağ Yayınları tarafından yayımlanan “Beni Çok Ararsınız” adlı kitabının 3. baskısı yapıldı. Mehmet Akyol, kitabın 3. basımı için yazdığı önsözün bir bölümünde şunları yazmış:
“Kitabın bu baskısında büyük değişiklikler yaptım. O pırlanta kalpli adamı anlatırken ilk iki baskısında daha ziyade kapalı devre bir güzergah izlemiştim. Bu üçüncü baskıda birikimlerimi araştırmalarımla derleyip yoğurarak daha berrak bir konuma getirip sundum sizlere. Bu konuda okuduğum eserleri, dinlediğim insanları, yaptığım araştırmalardan aldığım sonuçları ve incelemeleri bu sütunlara almaya kalkışsam başlı başına bir kitap olur. İnanır mısınız, bu kitabı bir çırpıda okunabilir hale getirmek için büyük bir emek sarf ettim.
Kim bilir kaç kitap karıştırdım, kaç gazete okudum, irdeledim ve yeniden değerlendirmeye aldım. Çoğu zaman gecenin geç saatlerine kadar bilgisayarımın başında çalıştım, bazı geceler masamın üzerinde uyuyakaldığım oldu… Rahmetli Özal'ın daha ziyade bilinmeyen yönlerini gün ışığına çıkarmam, kitabın bu baskısını hiç şüphesiz ki ayrıcalıklı kıldı.”
Hemşehrimiz Mehmet Akyol'u bu güzel, faydalı ve ayrıcalıklı eserinden dolayı kutluyor, çalışkanlığının ve üretkenliğinin devam etmesini diliyoruz. Adı geçen kitaptan aldığımız iki alıntıyı sizlerle paylaşmak için aynen aktarıyoruz:
Kocatepe Camii Açılıyor
“Yıllar yılı inşası bitirilemeyen Kocatepe Camii'nin yapımı Özal'ın yardımıyla tamamlanmıştı. 28 Ağustos 1987 Cuma günü açılışı Özal tarafından yapılacaktı.
24 bin kişinin bir anda ibadet edebileceği 16. yüzyıl mimarı üslubuna uygun olarak inşa edilen bu mabedin açılışında, Özal'a gösterilen büyük sevgi, katılanları hayret içinde bıraktı. Bunca zam, aleyhinde yapılan bunca neşriyat ve şer güçlerin tahrikleri, Özal sevgisini halkın gönlünden silmeye yetmiyor, hatta baskıcı çevrelerin, kartelci basının inadına herkes Özal, Özal diyordu.
Özal belki de ilk defa basını hedef alan tavrını, töreni izlemeye gelen gazetecilere sarf ettiği birkaç cümleyle açığa vurdu: "Ne diye bu kadar çok fotoğraf çekiyorsunuz, nasıl olsa patronlarınız çektiğiniz resimleri yayınlattırmayacak. Lütfen çekilin şöyle. Sizin yüzünüzden ben vatandaşımı göremiyorum, vatandaşım da beni göremiyor.”
Yaptığı konuşma tüyler ürperticiydi. Onu dinleyenler, dinledikçe coşanlar adeta kendilerini manevi bir boşluğa bırakıvermiş gibiydiler. Herkes tek yumruk olmuştu. Ağlayanlar, ağladıkça rahatlayıp dua edenlerin şükrü, Cenab-ı Hakk'ın Müslüman Türk milletine böylesine inançlı ve çalışkan bir başbakan ihsan ettiği içindi.
Özal'ın konuşmasındaki şu cümleler kalabalığı biraz daha duygulandırıyor, düşünmeye itiyor ve daha çok ağlatıyordu.
"Ankara'ya daha çok büyük camiler yapılmalı. Bu cami halktan toplanan damla damla helal paralarla yapılmış olduğundan diğer eserleri açmaktan daha fazla mutluluk duyuyorum. Camiler aynen fabrikalar gibidir. Bir taraftan yapılır, diğer taraftan çalışır. Bu cami de yapılırken inşaatının altında ben de namaz kıldım, ama bugün Allah'a şükürler olsun ki, her şeyiyle tastamam ve böylesine muhteşem bir törenle ibadete açıyoruz. İslamiyet bizim anlayışımıza göre ve Peygamber Efendimizin sözüne göre orta yoldur. Orta Çağ'da, dinin devlet işlerine müdahale ettiği günlerde bile azınlıklara ibadet hakkı verilmiştir. İslamiyet birlik beraberliği, hoşgörüyü emreder. Onun için İslamiyet'in gelişmesinde büyük fayda vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti laiktir, ama nüfusunun yüzde 98'i Müslüman'dır.”
Özal yaptığı bu konuşma ile Müslümanları adeta büyülemişti. Çünkü o, bu konuşması ve tavrı ile yapılan hayır ve hasenatı propagandaya alet etmemişti. Kocatepe Camii'ne yaptığı yardımı bir Allah, bir yapımında emeği olan yöneticiler biliyordu. Zaten bir Müslüman başbakanın yapması gereken de bu olmalıydı. O Kocatepe Camii merhumun vefatından 15 yıl sonra bir nevi tarihe şahitlik yaparcasına Özal'ı anmak için yüz binlerce insanla dolup taşacak ve toplantıya çağrı yapmamaksızın yurdun her bölgesinden Özal'ı sevenler iştirak ederek "Dindar Cumhurbaşkanları" için yekvücut olacaklardı.” (s.173-176)
Mehmet Akyol'un Özal ile Son Görüşmesi
“Gitti gelmez, uçtu konmaz olmuştu sanki...
Türkiye Cumhuriyetleri gezisinin uzun sürmesi en çok beni rahatsız etmişti.
Nedense bensiz gidişini kıskanmıştım. Türkiye'ye ayak basar basmaz randevu aldım. Bu sefer kimse ile gitmeyecektim, öyle de yaptım. Köşke vardığımda "arka odada seni bekliyor " dediler. Koltuğa yaslanmış televizyon izliyordu. Beraber izleriz düşüncesiyle ben de yanındaki koltuğa oturdum. Zaten o eli ile koltuğu işaret etmişti.
Zor nefes alıp veriyordu. Yüzüne baktım, minik sivilceler oluşmuştu. Televizyonu kapatıverdi birden. Şaşırıp kaldım!
"Efendim izleseydiniz" dedim.
"İzledim, yeni bir şey yok" dedi.
"Anlat bakalım!" dedi.
"Sayın Cumhurbaşkanım, Türk Cumhuriyetlerinden gelmeyeceksiniz sandım, amma da uzun sürdü geziniz... Yalnız bu arada şikâyetler de almadım değil, sağlığınıza hiç dikkat etmemişsiniz" dedim. "Sen niye gelmedin, ben seni gelirsin tahmin ediyordum" dedi ve uzun uzadıya anlatmaya başladı.
Konuşurken sıkıntı çekiyordu. Nefes alıp verirken sözü yarıda kalıyor, göbeği şişip şişip iniyordu. O anlatıyor, ben dinliyor görünüp onun halini düşünüyordum. Konuşmaması, istirahat etmesi gerekirdi.
Sözünü kesip başladım ileriden geriden konuşmaya, öylesine hoşuna gidecek şeyler anlatıyordum ki keyfinden dört köşe oluyordu.
"Sayın Cumhurbaşkanım siz bana yol verin, Türkiye genelinden en az bin kişiyi bir salonda toplayayım, hepsi de seçilmişler olacak ha!"
Bir de şunu söylemekte yarar var; bu katılanlar değişik siyasi partilerden, değişik yörelerden, değişik ırk ve dinlerden, mezheplerden olacak.
Heyecanlandı. Koltuğundan doğrulur gibi etti ama beceremedi...
"Sen yaptın böyle bir toplantıyı işte burada, o çok güzel olmuştu, yeni bir toplantı için iyi bir salon tutmak lazım." dedi.
Bir anda aklımdan geçenleri aktarıverdim:
"Sayın Cumhurbaşkanım, siz salonu falan bana bırakın, her şeyi ben ayarlarım, siz gelip konuşacaksınız o kadar... Hatta isterseniz seminer veya panel şeklinde yapalım toplantıyı, oturumu siz idare edin, hem aklınıza konu geldikçe konuşma imkânı bulursunuz."
Aklına yatmıştı. "Sen bilirsin bu işleri, gününü de benim randevu defterine bakarak ayarlayın" dedi.
Hemen izin istedim. "Konuşuyorduk " dedi.
"Efendim rahatsızsınız, siz istirahat edin lütfen" dememe fırsat bırakmadan, iyiyim, iyiyim" dedi. Zor nefes alıp veriyor, oturduğu yerde rahat edemiyor, hâlâ iyiyim, iyiyim diyordu, nasıl iyi olmaksa bu!
Şişmanlığı ezelden beri vardı. Kendim zayıf olduğumdan, "besbelli şişmanların yaşam biçimi bu" diye düşündüm. Eh, bu haline şükrediyorsa ne denirdi.” (s.480-483)
(Beni Çok Ararsınız, Mehmet Akyol, Akçağ Yayınları, 3. Baskı, Ankara 2009)
MEHMET AKYOL KİMDİR?
1949 yılında Kızılcahamam'da doğdu. Gazeteciliğe, Adalet gazetesinde 1973 yılında muhabir olarak başladı. Barış, Sözcü, Meydan, Vakit, Anayurt gazeteleri ve birçok derginin Genel Yayın Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
Bilahare bir televizyonda Seçime Doğru programının yapım ve sunuculuğunu yaptı. Daha sonra, Yeni Şafak Gazetesinde “Kulis Arkası Notları ve Anadolu İzlenimleri” başlığı altında köşe yazarlığı, bir süre Anadolu Basın Birliği Genel Sekreterliği yaptı. Uzun süre TBMM'de parlamento muhabirliği yaptı. Oradaki anı ve gözlemlerini “Siyaset Çayırının Peşrevcileri” adlı kitabında anlattı.
Anavatan Partisi'nin kurulmasıyla birlikte iki dönem (10 yıl) Ankara İl Genel Meclisi üyeliğine seçildi. Bu yıllarda en aktif rol aldığı kurumlar arasında “Türkiye İl Genel Meclisi Üyeleri Birliği Genel Başkanlığı” oldu.
Siyasi hayatının bir bölümünü Rahmetli Turgut Özal'ın başbakanlık döneminin son günleri ile cumhurbaşkanlığı sürelerinde yanında geçirdi. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde özel toplantılar ve organizasyonlar yaptı. Özal'ın birçok yurtdışı ve yurtiçi gezilerine katıldı. Vefatından önce rahmetli Özal'ın kurmayı planladığı yeni parti ile ilgili olarak istişare ettiği ve özel çalışmalar yaptığı isimler arasında yer aldı.
Üçü kız bir erkek dört çocuk babası olan Mehmet Akyol, 2004 yerel seçimlerinde yeniden Ankara İl Genel Meclisi üyesi seçildi. Bu görevi esnasında Meclis Başkan Vekilliği, Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı, Hukuk Komisyonu Başkanlığı, AR-GE Komisyonu Baş-kanlığı yaptı. Mehmet Akyol, bu günlerde baskentlilerhaber.com, İzlenimlerle Anadolu Dergisi ve Başkentliler Haber ANKARA Gazetesi'nin Genel Yayın Koordinatör-lüğünü ve Ankaralılar Meclisi Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanlığını yapıyor.
